Kafka defterlerine ve tek kağıtlara yazdığı fragmanlarından birinde kendisinden onlara kent kurmalarını isteyen insanlardan bahseder.kentin kurulması istenen alan sarp bir kayalıktır,kentin oraya kurulmaması için birçok sebep vardır.ama hayır kent kesinlikle oraya kurulmalıdır.geleneksel anlatılarda salık verilen yer orasıdır ve oraya kurulmalıdır.
Mahmud Dervişse meşhur ''kimlik kartı'' şiiirinde topraklarının yağmalanıp bir kayalıktan ibaret kaldığını söyler.hatta yağmacılar o kayalığa da göz dikmişlerdir.
bu iki alıntıyla anlatmak istediğim bir ''kayalığın'' bir halkın var olma motivasyonunu anlatırken başka bir halkın tutunabilme motivasyonunu anlatmasıdır.
Filistin topraklarında 60 yıldan fazladır yaşananları anlayabilmemiz ve yaşananlar hakkında yeni bir şeyler söyleyebilmemiz bu çok basit gerçeğin farkına varmamızdan geçiyor.
Son Gazze katliamında ve yıllardır yaşananlara baktığımızda var olma motivasyonunun yapabileceklerinin sınırının olmadığı biliyoruz.(tepelere toplanıp patlamaları izlemek ,çocukların füzeler üstüne yazılar yazmasıbunun en uç örnekleri)
onun için her ne söyleyeceksek hemen söylememiz gerektiğini düşünüyorum.söyleyeceğimiz şeyin ''kayalık'' metaforu üzerinden söylenmesi gerktiğini hissediyorum ama kafamdakileri formüle edebilmiş değilim.galiba beni aşıyor...
23 Ocak 2009 Cuma
18 Ocak 2009 Pazar
yazmaktan uzağım kaç zamandır.gelmiyor içimden.halbuki 2-3 ay önce haftada en az iki yazı yazacağım diyip duruyordum kendime kendime.olmuyor evdeki hesap çarşıya uymuyor demeyeceğim.çünkü tam olarak bu durumdan şikayetçimiyim bilmiyorum.aslında şakayetçi olduğumu sandığım birçok şeyden memnunmuşum gibi geliyor bana.bunu düşündükten sonra yahu yoksa ben kendisiyle barışık biriyim herhalde diye umutlanasım geliyor ama biliyorum ki oda değil.her neyse sıkıldım yeter bu kadar.
2 Ocak 2009 Cuma
ŞİDDET

Yılın ilk yazısı.yeni yıla girerken umuttan falan bahsetmeyi çok isterdim.
Zeki Demirkubuz'un bir programda şiddet üzerine yaptığı yorumlar üzerine kafa yorarken Barda filmini izlemek geldi aklıma.izlemesi zor bir film tabi.şu anda yazarken bile baya zorlanıyorum.
bir yerlerde okumuştum karşımıza, gazetelerde genelde 3. sayfa haberi olarak ortaya çıkan şeylerin aslında bize sadece sonucu verdiği,bir şiddet olayının hem de en sebepsiz olanının bile derinlerde bir yerlerde başladığını.
Serdar Akar'ın da derdi sebepsiz görünen şiddetin nerede ,nasıl başladığı. sebepsiz görünen şiddet yoksunlukla beraber başlıyor.başkalarının sahip olduklarına sahip olunamadığı anda başlıyor.sahip olanlara duyulan öfkeyle başlıyor.zaten filmde Nejat İşler'in bütün replikleri vermiş sahip olamamanın öfkesini.şiddet uygulayanların amacı sahip olmak değil.sadece bütün yoksunluklarının intikamını almak istiyorlar.hayatlarının sadece bir anında bir şeylere hakim olmak istiyorlar.nejat işler'in filmin bir yerinde'' bizim olduğum olduğumuz yerde olan her şeyin sebebi biziz'' demesi bu hakim olabilme durumunu çok iyi anlatıyor.buda şiddetin sebepsiz olmadığını anlamamızı sağlıyor.bu arada anlamak ta kabul etmek anlamına gelmiyor.
yazıyı bitirirken söyleyeceğim şey hiçbir şiddet sebepsiz değildir olabilir ancak.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)