29 Ağustos 2009 Cumartesi

bu yazıya başlık iddialı bir olay olur

bu benim bu blogtaki 3o. yazım.Yazmak hiçte insanı rahatlatan bir şey değilmiş.Aksine arka arkaya 3-5 cümle sıralayabildikten sonra bu sefer nasıl bitirecem diye sancı çekiyorsunuz.Yazmak sancı çekmektir ,evet aynen öyledir ,ciddi bir laf ettim ama öyledir.Writing hocamız bunu söylediğinde yazma serüvenimde kendime bu cümleyi şiar edineceğim ne benim ne onun aklına gelmiştir herhalde .Bu sefer hiç paragraf falan yapmayacağım, öyle aktığı gibi yazacağım.E ne diyorduk.Okuduğumuz, gördüğümüz, yaşadığımız her şeyden bir öykü apartılabileceğini söylüyorduk.Aparatma kelimesi tam içime sinmedi ama bu içime sinmeme hali hoşuma gidiyor. Okuduğum çok ciddi makalelerden bile öykü çıkarmaya çalışacağım.Aslında baya anantajlı bir durum çünkü ciddi makaleler -eğer gerçekten iyilerse- zaten önünüze hazır bir çatı koyuyor, sizin de ondan sonra yapacağınız bir kaç karakter yaratıp kendi yollarına gitmelerine saygı duymak.Formülü verdim işte bundan sonra edebiyat dünyasının beklediği yazar da ortaya çıkar ve bayrağı Orhan Pamuk'un elinden alır.Şüphesiz Orhan Pamuk aşılması zor bir burç ama ben de formülüme güveniyorum.Bakalım haklı çıkacakmıyım.Bilincim dün ne yöne doğru akmıştı hatırlamaya çalışıyorum onun için yazıya biraz ara verdim.Tabi siz okurlar yazıda ara verilen yerleri bilmiyorsunuz ama ben sizden hiçbir şey saklamayacağım söz.Aklıma yer etmiş her şey bir şekilde yazılarımda görülecektir bu da ikinci taahhüdüm olsun.Post-modern metin örneği mi veriyorum acaba bide üç kelime önceki ''mi'yi doğrumu yazdım acaba ,yine dört kelime önce ''mu''vardı ama neyse.Bir önceki cümle de içime sinmedi ama öğreniyoruz işte.Kolay edebiyatçı olunmuyor efendiler.Sıkılmaya başladım yazıyı bitiryorum biliyorum itiraz edecek gibi oldunuz ama, banane ben bitiriyorum.

27 Ağustos 2009 Perşembe

KIZKARDEŞİM

Sahur için kızkardeşimi uyandırdığımda fark ettim.Kitap ilk kısımlarındaki yavanlıktan yavaş yavaş kurtuluyor ve beni etkisi altına alıyordu.Daha önce çok iyi romanlar yazmış birisinin aşkı,öpüşmeyi,sevişmeyi ve ilk karşılaşmayı bu kadar yavan anlatması bilinçli bir tercihtir galiba.Kitapta bitmedi gerçi daha kitap için son söz söylenmedi yani.Ayrılık ,sevgiliden uzak olma kısımlarını daha iyi anlatmış anlayacağınız yazar.
Kızkardeşimi uyandırırken farkettim dedim ya içimdeki sıkıntıyı ,bilincin ne yöne akacağını bilemiyorsunuz.Hemen kızkardeşimi düşünmeye ,hatırlamaya başaladım.Aramızda naif diyalogları,ikimizin de duygusal ve alıngan olmasından kaynaklanan kavgaları,darılmacaları, gücenmeceleri...Yazacaklarım bu kadar. Şimdi daha önce almış olduğum iki notu buraya yazarak bitiriyorum...

Aşırı kibarlığımı ve yardımseverliğimi, alınganlığımı ve melankolikliğimi örtmek için kulllandığımı seziyordu. Ya da ben abartıyordum.Ya da bunlardan hiçbiri değildi.

Mandalinaların kabuğu çok kolay soyuluyor dedi.Onu ne kadar çok sevdiğimi farkettim.

19 Ağustos 2009 Çarşamba

Kırık İmgeler

denizda taradı saçlarını
güçlüydü
ben öne bindim
abim arkaya
kızdım abime ona yardım etmedi diye


okumak gönüllülüktür
yazmak şart



aklıma geldi
dua ettim Tanrı'ya başına bir şey gelmesin diye
malum
aklıma gelenler ölüyordu


halbuki çok okumuştum
çok okumaktan kastınız
çok sayfa okumaksa
o değildi elbette
güzel bir kitap bitirmiştim
tek bir cümleyle özetlenmeyecek


küçük küçük hayaller kuruyorum
yararlı olduğum
ve kabullenildiğim hayaller


dağınık oda
okunmamış bir sürü şey
ve yarı uykulu ben..


hemen aklındakileri yazıya döken
bu ben miyim?


kalemle kağıd
başucumda olmalı
her an yazmaya hazır


halamın oğlunda yakalamıştım
benimkine benziyordu
kibrin ta kendisiydi


yatırmayacak
kafamdaki imgeler



kıvrak çalımlı futbolcu gibi
sarmalamış turuncu sarıyı
hayatta beni sarmalamış

3 Ağustos 2009 Pazartesi

bir gün oturacağım klavyenin başına hiç ıkınmadan sıkılmadan bir şeyler yazabileceğim.
bu bir temenni cümlesi.
hayatında hiçbir şeyi kolaylıkla yapamamamış bir insanın temennisi.
hayatında en kolay şeyleri bile içinden çıkılmaz hale getirebilmiş birinin yazmak konusunda hiç zorlanmamasını beklemiyordunuz herhalde.
şu anda yazının biraz iyi gittiğini düşünüyor ve birazdan tutulma halinin başlayacağını çok iyi biliyor.
yazdığı birkaç cümleyi dönüp baştan tekrar okumaya başladımı bilinki bahsettiğimiz yazamama durumu başlamıştır.
bazen sırf okumamak için kendini zorlar ama nafile buda bir işe yaramayacaktır.
yazamayacaktır.insanların nasıl yazabildiği üzerine kafa patlatacaktır.hatta kızmaya başlayıp insanların yazdıkları şeyleri 3 cümleyle özetleyebileceklerini yazmanın raconuna uyduklarını bile düşünecektir.
sonra yazamama durumunun kendi kronik beceriksizliğiyle alakalı olacağını düşünecektir.bazen de yazamamasını bir gün patlayacak ve çok tanınan bir yazar olacağına bile bağlamaktadır.
kafasından yazamamasından dolayı bir sürü şey geçmektedir.bunun üzerine oturup kafa yorduğunda acaip komlike düşüncelerin içine düştüğünü farkeder ve allah'ım içine düştüğüm andan çıkmasaydım eğer delirecektim herhalde der kendi kendine.
zaten hep düşünmektedir, ömründe en çok zaman harcadığı şeydir düşünmek.
bazen çok iyi kitaplar okur ve onların verdiği heyecanla çok güzel şeyler düşünür.
hatta bazen bir kitabın sarsıntısıyla bir kaç gün boyunca kitabı düşündüğü olur.
şimdi çıkıp e bizde aynı durumlara düşebiliyoruz diyeceksiniz o da bilyor bu durumu ama sizden biraz hoşgörü bekliyor.


bugüne kadar sonlar hiç içime sinmedi bu seferde sinmedi ama bitireceğim...